30 Mart 2010 Salı

Bembeyaz Dişler İçin Doğal Öneri

Bembeyaz Dişler İçin Doğal Öneri

Kim istemezki, bembeyaz, inci gibi dişleri olsun. Ama bazı dış etkenler nedeniyle, bu pek mümkün olmuyor. Özellikle de, açy sigara gibi etkenler, dişin beyazlığını alıyor. Bu sorunu çözmek için, Suna Dumankayadan, Doğal bir tarifimiz var.

GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 çay kaşığı tarçın,
* 1 çay kaşığı karbonat,
* 1 çay kaşığı adaçayı,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Bütün malzemeleri karıştırın. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra, hazırladığınız bu karışımı, dişlerinize sürün 10 dak bekletip, bol su ile ağzınızı temizleyin.

29 Mart 2010 Pazartesi

Suna dumankaya diş beyazlatma formülü

Suna dumankaya diş beyazlatma formülü

Bir tatlı kaşığı öğütülmüş adaçayı ve bir çay kaşığı kabartma tozunu karıştırın. Bu karışımla dişlerinizi fırçalayın.

Haftada bir kez olgun çileğe fırçanızı batırıp dişlerinizi fırçalayın. Böylece hem ağzınız güzel kokar hem de dişleriniz parlar.

. Diş Beyazlatma Teknikleri

Diş Beyazlatma Teknikler

Diş Beyazlatma. Diş Beyazlatma Teknikleri
Diş Beyazlatma (Bleaching) teknikleri
Diş beyazlatma;hidrojen peroksit veya türevi maddelerin dişin tabakalarına nüfuz etmesi ile yapılan ağartma işlemidir.
Diş beyazlatma işlemi iki temel şekilde yapılır:

Diş Beyazlatma

1. Home Bleaching(evde yapılan beyazlatma); dişlerinizin ölçüsü alınarak şeffaf yumuşak bir plak hazırlanır.hekiminizin uygun gördüğü jel şeklindeki bleaching maddesi plağa konularak ağıza uygulanır.7-15 günlük kullanımdan sonra kontrol edilerek istenilen beyazlık elde edilinceye kadar uygulanır.Günde 2-8 saatlik uygulamanın gece uyku süresince yapılması tavsiye edilir.

2.Office Bleaching(muayenehanede yapılan beyazlatma); Klinik sartlarında hekimin 2-3 seansta ışınlı yada kimyasal olarak uyguladığı beyazlatma şeklidir.
NE ZAMAN UYGULANIR?

-herhangi nedenle dişlerin bir veya birkaçının sarı,gri,kahverengi olduğu durumlarda
-kanal tedavi sonrası grileşen cansız dişlere
-antibiyotik kullanımı kaynaklı lekeler
-gelişim defektlerine ve mine demineralizasyonuna bağlı lekelenmeler
UYGULAMA ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

-Diş ve dişetlerinde gerekli tedaviler yapılmalı
-Nikotin,kahve,çay gibi lekeler temizlenmeli
-Mine defekti olan veya aşınmış dişler doldurulmalı
UYGULAMA SIRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

-Beyazlatma işlemi sırasında veya sonrasında sıcak soğuk hassasiyeti oluşabilir.Geçici bir olaydır,zarar vermez.Doğru zaman ve ilaç konsantrasyonu kullanıldığı takdirde zamanla ortadan kalkacaktır.Gerekli durumlarda flor uygulaması yapılır.
-Beyazlatma jeli uygulandığı dönemlerde kahve,çay,sigara gibi renk verici maddelerin kullanılması sakıncalıdır. Diş beyazlatma.
ETKİ SÜRESİ

Uygulanan tekniğe ve konsantrasyona göre değişen etki süresi genellikle kalıcıdır.Bunun devamlılığını sağlamak amacıyla; 6 ayda bir home bleaching yapılarak pekiştirme tedavisi uygulanabilir.

Lazer İle Diş Beyazlatma

Lazer İle Diş Beyazlatma

Sarı dişler insanları kendisinden uzaklaştırırken beyaz dişler insanların kesinlikle dikkatini çekmektedir.Bu insanlar uzak olanlar kahverengimsi ve lekeli dişlere sahip gelen yaslanmış fark olmalıdır. Şirketinizde çalışan işçilerin sarı dişlerle işe gelmeleri ve bu halleriyle müşterilerle ilgilenmeleri herhalde hoşunuza gitmeyecektir. İşte yukarıda anlatılan bu gibi sebeplerden dolayı sarı dişlerle gezinmek hoş karşılanmamaktadır.

Lazer diş beyazlatma hiç şüphesiz modern tıbbın gelişmesiyle birlikte anlık sonuçlar alınabilecek diş beyazlatma yöntemidir.

Bu ilk adım, diş hekimi plakları kaldırmak için her bir dişi temizler.
Bundan sonra, bir diş beyazlatma jeli uygulanır, özel bir lazer ışığı uygulaması dişin üzerine uygulanır. Böylece dişin üzerine sürülen jel dişin beyazlama işlemini hızlandırmaktadır. Bu işlem tekrar sıklığı lekeleri sıklığı ve miktarına bağlıdır.

Lazerle diş beyazlatmanın maliyeti ülkemizde 1000$ ile 2000$ fiyat aralığındandır .bu fiyatlar lazerle diş beyazlatma merkezine göre de değişkenlik gösterebilir

Diş Bakımı ve Diş Beyazlatma Yöntemleri

Diş Bakımı ve Diş Beyazlatma Yöntemleri

Eğer çok fazla siyah çay ya da sigara içiyorsanız, bunu azaltın. Dişlerinizde leke yapabilecek yiyecekler yediğinizde ya da içtiğinizde hemen dişlerinizi fırçalayın ya da iyi bir beyazlatma maddesi kullanın. 3 ayda bir diş fırçanızı değiştirin, 6 ayda bir dişçi kontrolüne gidin

Nefesinizi tazelemek ve diliniz üzerindeki plağı kaldırmak için dilinizi her sabah dil temizleyiciyle temizleyin. Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz yiyebilirsiniz.

Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve ağzınızdaki, dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder. Haftada bir kez karbonatla fırçalayın.

Diş ipi kullanın. En az günde 2 kez beyazlatıcı etkili bir macun ile dişlerinizi fırçalayın. Kahve, çay, sigara gibi zararlı maddelerden uzak durun. Dişleri sarartır. Çileğin de diş beyazlatmada katkısı vardır.

Hergün fırçanın üzerine ezilmiş bir çilek sürüp fırçalarsanız birkaç gün sonunda etkisini göreceksiniz.

25 Mart 2010 Perşembe

Bembeyaz Dişler İçin 10 Altın Öneri

Bembeyaz Dişler İçin 10 Altın Öneri

Sadece çiğnemenize ve konuşmanıza yaramayan dişler, ayrıca görüntünüzü de etkiliyor. Dişlerinizin hem beyaz hem de sağlıklı olmasını istiyorsanız. Reader’s and Digest dergisinde yer alan sırları deneyebilirsiniz. İşte sağlıklı ve bembeyaz dişler için size 10 altın öneri…
1. Beyaz diş diyeti uygulayın. Dişlerinizde leke yapabilecek yiyecekler yediğinizde ya da içtiğinizde hemen dişlerinizi fırçalayın ya da iyi bir beyazlatma maddesi kullanın. Tüm bunlara alternatif olarak, bir elma yiyebilirsiniz.

2. En az 2 ya da 3 ayda bir diş fırçanızı atın ya da elektrikli diş fırçanızın başlığını değiştirin.

3. Dişlerinizi 45 derecelik açıyla dairesel hareketlerle yavaş yavaş fırçalayın. Dişlerinizi fırçalarken diş minelerine zarar vermemeye özen gösterin.

4. Nefesinizi tazelemek ve diliniz üzerindeki plağı kaldırmak için dilinizi her sabah dil temizleyiciyle temizleyin.

5. Arıtıcı gıdalar yemelisiniz. Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz yiyebilirsiniz.






6. Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına yardım eder.

7. Dişlerinizi beyazlatmak ve lekeleri yok etmek için haftada bir kez karbonatla fırçalayın. Diş macunu yerine karbonat sürün. Diş macununa alternatif olarak tuz da kullanabilirsiniz. Dişetlerinizi tazelenmiş hissetmeye başlarsanız, dişlerinizi tuzla iki günde bir fırçalayın.

8. Nefesinizi taze tutun. Nefesinizin tazeliğini kontrol etmek için avucunuzun içini yalayın ve henüz yaşken koklayın. Eğer bir şey kokuyorsa, şekersiz naneli şeker yiyebilir ya da alkolsüz ağız gargarası kullanabilirsiniz.

9. Dişlerinizin arasını diş ipliğiyle temizleyin. Aynaya bakmadan temizlemeye alışırsanız, arabada, yatakta ve önemli toplantı öncesinde dişlerinizi diş ipiyle temizleyebilirsiniz.

10. Sabahları kalkınca yapacağınız ilk iş dişlerinizi fırçalamak olmalı. Böylece uyurken üreyen plak ve bakteriyi yok etmiş olursunuz.

22 Mart 2010 Pazartesi

Diş Taşı Nasıl Temizlenir

Diş Taşı Nasıl Temizlenir


Diştaşı, genelde ağız hijyenine dikkat etmeyen bireylerde dişle dişeti arasında, diş etinin altında, diş ve diş protezleri üzerinde görülen ve bunlara yapışık olarak kireçlenmiş veya kireçlenmekte olan oluşumlardır

Diştaşının dişeti iltihabındaki rolü nedir? Dişeti hastalıklarının en önemli etkeni bakteri plağıdır. Diştaşı ikincil olarak rol oynar. Diştaşı en çok alt çenede kesici dişlerin dile bakan yüzlerinde ve üst birinci azıların yanak bölgesinde görülür. Bunun nedeni dil altı çene altı ve kulak önü (parotis) tükrük bezlerinin buraya açılmasıdır. Tükrük bezleri ile diştaşı arasındaki ilgi ise diş taşının ana maddesi ile kalsiyum tuzlarının tükrükten gelmesidir. Fakat tükrük günde yaklaşık 5 lt yapılmasına rağmen birçok insanda diş taşı hemen hemen hiç oluşmaz.Bunun nedeni; diş taşı oluşması için dişlerin üzerindeki uygun ortamın bulunması gerekmektedir.

Bu ortamda bakteri plağıdır. Diş fırçaladıktan yarım saat sonra diş yüzeyinde oluşmaya başlayan yapısında mikroorganizmalar, ölü doku hücreleri, tükrük ve bir miktar gıda artığı bulunan kitledir. Kalsiyum tuzları bakteri plağının etkisiyle dişe yapışır ve taş oluşmaya başlar. Anlaşıldığı gibi diş taşı çok miktarda mikroorganizma taşır ve dişetinin bütünlüğünü bozar.

Diştaşı nasıl ortadan kaldırılır? Diş taşından korunmak dişlerin düzenli olarak fırçalanmasıyla mümkündür. Eğer diştaşı oluştuysa artık fırça taşı çıkarmada yetersiz kalır ve bunlara dişhekiminin müdahale etmesi gerekir. Diş hekimi uygun dental aletler kullanarak diş ve diş kökü yüzeyindeki diştaşlarını uzaklaştırır.

Diş taşının temizlenmesi tehlikeli midir? Kesinlikle tehlikeli değildir. Diş taşları dişlere, dişetine, bütün diş destek dokularına zarar veren yabancı cisimlerdir. Dolayısıyla bu yabancı cismin temizlenerek ortadan kaldırılması oldukça faydalıdır

Diş taşı temizlendikten sonra dişlerde geçici bir süre için neden hassasiyet oluşur? Her diş taşı temizliğinden sonra mutlak hassasiyet görülecek diye bir şart yoktur. Bazı durumlarda karşılaşılan sorundur.Bu durum ortaya çıkarsa üç-dört günde geçer. Dişler birkaç günde eğer düzenli fırçalama yapılırsa kendi temiz ve doğal konumlarını alırlar. Hassasiyetlik tamamen kaybolur. Eğer hassasiyet geçmez ise dişhekiminizin yapacağı basit işlemlerle bu sorun halledilir.

Uyurken Diş Gıcırdatma Nedenleri

Uyurken Diş Gıcırdatma Nedenleri


Uyku sırasında dişleri gıcırdatmak sıkmak ve çeneyi kenetlemek. Bruksizm uykuda diş gıcırdatmak demektir. Normal insanların % 15′inde bu görülür. Bazen dişlere zarar verecek kadar (sertçe) olabilir.

Uyku sırasındaki diş gıcırdatma o kadar sesli olur ki kişi uyanıkken aynı sesi çıkartamaz. Bruksizm genellikle gecenin erken saatlerinde görülür.

Diş gıcırdatmanın vücudun, metabolizmasının geceleyin ortaya çıkardığı alarm olduğunu belirtilirken farenjit, bağırsak enfeksiyonu, saman nezlesi, sinüzüt, burun kemiği eğriligi, burun polipleri olanlarda diş gıcırdatmanın daha fazla olduğunu anlatılıyor.

Diş gıcırdatmanın aynı zamanda büyük pişmanlık duyan kişilerde gece diş gıcırdatma vakası görüldüğünü söyleniyoror. Diğer dişlerle uyumsuz bir kaplama veya dolgu, iltihapli bir yirmilik diş gibi etkenler de diş gıcırdatması başlatabilir. Yine bağırsak parazitleri ve bağırsakta uzun süre kalan ve tahriş edici kimyasal yapısı olan gıdalar bağırsakta bulunduğu süre boyunca diş gıcırdatmaya sebep olabilir. Ayrıca duygusal stres, kuvvetli pişmanlık, obsesyon, uykusuzluk, her türlü gerginlik hali, kıskançlık gibi düşünce bazındaki hastalıklar da diş gıcırdatmada etkili olur.

Diş Gıcırdatmanın Başlıca Nedenleri;

■Dental (dişle ilgili) nedenler; yüksek veya olması gerekenden düşük seviyede yapılmış dolgu ve protezler
■Psikofizyolojik nedenler; duygusal gerilim
■Anatomik farklılıklar; çene ekleminin konumunu değiştiren cerrahi işlemler (yirmi yaş diş çekimleri vs)
Bazen bruksizm ağız kapatıldığında üst ve alt dişlerin birbirine geçmesindeki sorunlardan kaynaklanır. Buna rağmen psikolojik faktörler genellikle en etkili sebeplerdir. Uykusunda dişlerini gıcırdatanları sinirli sıkıntılı endişeli ve kızgınlıklarını bastırmaya çalışan kişiler oldukları görülmektedir. Alkol alındıktan sonra dişlerin gıcırdatılması artar. Psikoterapi alkolden uzak durma ve yemekleri ısırırken dişlerin düzene sokulması yardımcı olabilir. Gerektiğinde dişçi dişlerin daha çok aşınmasını önlemek için uyurken takılacak plastik koruma yapabilir.

Diş Gıcırdatma Tedavisi basamakları;

■Bir diş kliniğinden randevu alın: Bir diş kliniğinden size yardımcı olması için randevu alın Bu kişi size akşamları kullanmanız için ısırma plağı olarak adlandırılan koruyucu plağı verecektir ki bu sizin dişlerinize daha fazla zarar vermenizi engelleyip ve beklide diş sıkmanızı ve de diş gıcırdatmanızı engelleyecektir
■Sıcak nemli bir bezle kompres yapın: Yatmadan önce 10 dakika yüzünüze sıcak ve nemli bir bezle kompres yapın bu çene kaslarınızın rahatlamasına neden olacaktır
■Meditasyon ya da sıcak duş: Yatma saatinizden önce meditasyon yaparak ya da sıcak bir duş alarak rahatlayın Rahatlamanız aynı zamanda uykuya rahat bir şekilde dalmanızı ve de uyku esnasında da rahat olmanıza ve de uyurken kendinizi sıkmamanıza yardımcı olacaktır
■Alkol ve kafeinden uzak durun: Alkol ve kafein kullanımını mümkün olduğu kadar azaltın Bu hem sizin sağlığınıza katkıda bulunurken diş gıcırdatma ve de diş sıkma probleminizden de uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır

Diş Eti Kanaması Nedenleri

Diş Eti Kanaması Nedenleri


Diş eti kanamasının bircok nedeni olabilir. Bu nedenlerden başlıcaları şöyle sıralanabilir.
Dişeti İltihabı: Diş etleriniz kızardı, yumuşadı, parlıyor ve şiş. Hafif fırçalamayla bile kolayca kanıyor. Dişeti iltihabı, diş temizliğiyle önlenebilir. Ancak bir kere başladı mı, tedavi edilmezse, ciddi dişeti ve çene kemiği hastalıklarına yol açabilir.

Diş Hastalıkları: Dişeti iltihabınız tedavi edilmedi. Dişleriniz kolayca kanıyor. Şişmiş diş etlerinizle dişlerinizin arasında bakteriler ve yemek artıkları birikmiş. Ağzınızda tuhaf bir tat var ve nefesiniz kokuyor. Diş etleriniz, diş diplerinden çekiliyor; bu bölge sıcağı, soğuğa ve tatlı yiyecek ve içeceklere hassas. Bazen dişeti torbalarında apseler oluşuyor. Diş kökünüzdeki kemik hasar gördü ve bir ya da birkaç dişinizi kaybettiniz. Bu, ciddi bir durumdur.

Anemi veya Lösemi: Diş etleriniz kolayca kanıyor ve aynı zamanda burun kanaması, yorgunluk ve güçsüzlük, nefes darlığı, çabuk çürüme eğilimi söz konusuysa, ciddi bir aneminiz olabilir. Bu belirtilere ek olarak kemik ağrısı (özellikle bacaklarınızda) karında ağrı ve şişme, mide bulantısı, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybı görülüyorsa, bir tür lösemi söz konusu olabilir.

Vincent Enfeksiyonu: Kızarmış, şişmiş, ağrıyan ve kanayan diş etleriniz, gri bir zarla kaplanmış. Konuşurken ya da nefes alırken acıyor ve nefesiniz kötü kokuyor, ağzınızda kötü bir tat var. Aşırı tükürük oluşuyor. Bu durum, diş temizliğine dikkat etmemekten, fiziksel ve duygusal stresten, yetersiz beslenmeden ve çok sigara içmekten kaynaklanan ve bulaşıcı olmayan bir enfeksiyondur. Tedavi edilmesi gerekir ve tahrişe yol açan nesnelerden (sigara ya da baharatlı yiyecekler) uzak durulmalıdır.

Nasıl önlem alabilirim?
-Diş etlerinizi fluorürlü bir diş macunuyla günde en az iki kere veya mümkünse her yemekten sonra fırçalayın.
-Günde en az bir kere diş ipliği kullanın.
-Dişlerinizi iyi temizleyin; temizlediğinizi renk veren tabletlerle kontrol edin.
-Yediklerinize dikkat edin. Aşırı rafine şeker içeren, özellikle de dişlerinize yapışan yiyeceklerden kaçının. Yeşil sebze ve elma gibi kaba maddeli yiyecekleri seçin.
-Asiti almak için yemeğin sonunda ağzınıza peynir atın.
-A ve C vitaminini eksik etmeyin. Bunlar kavun, brokoli, ıspanak, ciğer, güçlendirilmiş süt ürünleri, portakal, greyfurt, domates, patates ve yeşil biberde vardır.
-Yılda iki kere dişlerinizi diş doktoruna temizletin.

Dişeti Çekilmesinin Tedavisi

Dişeti Çekilmesinin Tedavisi

Dişetindeki iltahabi durumun ve kanamanın ortadan kaldırılması, dişi çevreleyen destek dokunun yıkımının engellenmesi, fonksiyonun sağlanması, yıkıma uğramış dokuların restorasyonu ve rejenerasyonu, dişi çevreleyen destek dokuların sağlığının korunması için gerekli fizyolojik dişeti formunun yeniden oluşturulması, hastalık tekrarının engellenmesi, diş kaybının azaltılması ve estetiğin sağlanması da tedavinin temel amaçlarındandır. Açığa çıkmış kök yüzeyinin kapatılması için kullanılan başlıca teknikler yumuşak dokuyu farklı şekillerde konumlandırma esasına göre değişik isimler alır.

Bunun yanısıra bu tekniklerden bir diğeri olan grefleme tekniklerinde ağzın farklı bir bölgesinden aldığımız dokuyu ilgili bölgeye adapte etmek, bir diğerinde ise dışardan biyomateryal adını verdiğimiz dokunun rejenerasyonunu yönlendirmede kullandığımız unsurlar esastır.

Bu teknikler tek başlarına kullanılabildikleri gibi, birden fazlası birlikte de uygulanabilir. Burada hekimin en önemli görevi hangi tip cerrahi işlemin daha az travmatik olacağını, hastalığın en etkili şekilde kontrolünün nasıl sağlanacağını ve böylelikle mevcut dişlerin sağlığının uzun dönemde ne şekilde korunabileceğini saptamaktır.

Kök kapatma yöntemlerinin oldukça güvenilir, sonuçlarının ise tahmin edilebilir bir hal alması ve hasta memnuniyeti yaratması nedeniyle, hekim bu tedavi seçeneklerini göz ardı etmemelidir. Ancak uygun olmayan vaka ve cerrahi teknik seçimi, gerçekçi olmayan hedefler, kullanılacak yönteme tam olarak bağlı kalmamak gibi nedenlerden dolayı, tedavi başarısızlıkla sonuçlanabilir. Mevcut dişeti çekilmesine uygun olarak seçilen cerrahi yaklaşım, sağlığın uzun dönemde korunabileceği başarılı sonuçlar getirecektir.

Diş Eti Çekilmesi Nedir

Diş Eti Çekilmesi Nedir


Dişeti kenarının kök yüzeyini açığa çıkaracak şekilde kök ucuna doğru yer değiştirmesi dişeti çekilmesi olarak tanımlanmaktadır. Yaşla birlikte kökün bir miktar açığa çıkması fizyolojik dişeti çekilmesi olarak kabul edilmekte ise de günümüzde 1mm’lik dişeti çekilmesi bile genellikle patolojik olarak kabul edilmektedir.

Dişeti çekilmeleri klinikte genellikle ne yazık ki iyi ağız hijyenine ve sağlıklı görünümlü dişetlerine sahip bireylerde rastlanmaktadır. Özellikle diş fırçasını yanlış seçen ya da yanlış kullanan bireylerde dişeti çekilmesi bölgesinde çok az ya da hiç bakteri plağı bulunmadığı görülür. Çekilme tek bir dişi ilgilendirebileceği gibi, bir grup dişin dudağa ya da dile bakan yüzeyinde de izlenebilmektedir. Nadiren diş kayıpları ile sonuçlana dişeti çekilmeleri hem hasta, hem de hekim için klinik açıdan oldukça önemli sonuçlar doğurmaktadır. Çekilme nedeniyle kök dokusu (sement) açığa çıktığında mineral yapıda olabilecek değişiklikler sonucu, uzun dönemde kök çürüğe yatkın hale gelir.

Kök yüzeylerinde ortaya çıkan diğer bir sonuç da dokunma, termal değişimler ve kimyasal etkenlerle ortaya çıkan kök hassasiyetidir.Dişeti çekilmesi bulunan hastalar kötü estetikten şikayetçidirler ve hastalarda ve hastalarda dişin kaybedileceği endişesi gibi psikolojik sonuçlar doğurur. Özellikle kök hassasiyeti sonucu oluşabilen ağrı şikayetleri hastaların ağız hijyenlerini sürdürmelerini engelleyerek daha fazla bakteri plağı birikimine ve buna bağlı diş ve dişi çevreleyen destek doku problemlerine yol açması nedeniyle önemlidir.

Dişeti çekilmeleri şeklinde oluşan morfolojik değişimler bazı durumlarda çok özel bir klinik görüntüye sahiptir. Bunlardan bir tanesi Stillman yarıkları diye adlandırılan, dişeti kenarından başlayarak kök ucu yönünde virgül şeklinde uzanan çekilmelerdir. Günümüzde hatalı diş ipi kullanılması sonucunda Stillman yarıklarına benzer dişeti çekilmeleri oluşabileceği bildirilmektedir.

McCall kordonları ise dişeti çekilmeleri bölgelerinde ve özelikle kanin ve küçükazı bölgelerinde görülen basamak tarzında dişi bir kordon gibi saran dişeti büyümeleridir. Meydana gelen bu oluşumların morfolojisi hatalı diş fırçalamanın kuvveti, süresi, sıklığı ve yönüyle ilintilidir.

Dişeti çekilmesi dişetinin konumunu belirlemeye yönelik bir terimdir; dokunun sağlığı ile ilgili herhangi bir anlam ifade etmez. Diğer yandan gizli dişeti çekilmesi olarak tanımlanan dişetinin dişe tutunmasına ait yapışıklık (ataçman) kayıpları, periodontitis dediğimiz dişeti hastalığı tipine bağlı olarak meydana gelir ve ayrı bir tedavi prensibi vardır. Bu tanı, çekilme olgusunun hastalar tarafından yanlış anlaşılmasına yol açmaktadır. Sonuçta hastalar ağızlarındaki dişeti hastalığına bağlı doku yıkımını tek başına dişeti çekilmesi olarak algılayabilmekte, sebep olan faktörleri ve sonuçlarını göz ardı ederek sadece dişeti çekilmesi ile oluşacak estetik sorunları düşünmekte, hatta bunu bile çoğu kez önemsememektedir.

Literatürde dişeti çekilmesinden çok sayıda etken sorumlu tutulmuştur; dişi çevreleyen destek dokuların iltahabi hastalıkları, travmatik ve cerrahi yaralanmalar, yetersiz dişeti genişliği, yetersiz dişeti kalınlığı, çiğneyici kuvvetlerin düzensiz intikali, ağız içindeki yüksek kas yapışıklıkları, aşırı fırçalama kuvveti, diş fırçalama tekniği, sert diş fırçası, diş fırçalama sıklığı, sigara içme alışkanlığı, ağız içindeki restorasyonlar, açılı diş kökleri, dişlerin üzerinde oturduğu kemiğe ait düzensizlikler, dişlerin kötü konumlanması ve çapraşıklık, ortodontik tedavi, yaş, kalıtım ve diş taşı varlığı bu etkenler arasında sayılabilir.

Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan kapsamlı bir epidemiyolojik çalışmanın sonuçlarına göre, yaklaşık 23,8 milyon kişide, bir ya da daha fazla diş yüzeyinde 3mm. ya da daha fazla dişeti çekilmesi olduğu tahmin edilmektedir. Farklı toplumlarda dişeti çekilmeleri üzerine yapılan epidemiyolojik çalışmaların sonuçları, dişeti çekilmelerinin erken yaşlarda başladığını ve yaşla birlikte çekilme miktarının arttığını göstermiştir. Dişeti çekilmesi miktarının her 10 yıl için %3.16 arttığı ve dişeti çekilmesinin erkeklerde kadınlardan daha sık rastlandığı rapor edilmiştir.

Diş Eti Sağlığı

Diş Eti Sağlığı


Sabah kalkınca ağızda kanama olması, diş etlerinde şekli değişikliği ve iltihap oluşması da diğer belirtiler arasında yer alıyor.

Diş eti çekilmesine yol açıyor
Diş Hekimi Yaşar Nalçacı, diş ve dişeti arasındaki bakterilerin diş eti çekilmesine yol açtığını söyledi. Bakteri ve virüsler kalp, pankreas ve akciğerlerde iltihaba da yol açabiliyor.

İltihapların ana rahmine ulaştığında erken doğuma bile neden olabildiğine değinen Nalçacı, "Ağızdaki bazı belirtiler, vücudumuzdaki ciddi rahatsızlıkların tespit edilmesini kolaylaştırabiliyor" dedi.

Kansızlık, lösemi, diyabet
Ağız kanserleri, kansızlık, lösemi, diyabet, veya ülser gibi hastalıklar diş hekimi tarafından erken tespit edilebiliyor. Diş Hekimi Yaşar Nalçacı, ağız ülserinin (aft) çok sık tekrarlanmasının ve dilde sürekli yanma hissinin anemi belirtisi olabileceğini belirtti.

Ağızda kuruluk, apseler ve dişeti rahatsızlıklarına nefeste aseton kokusunun da eklenmesi ise diyabetin habercisi. Ağızdan yayılan koku mide ve akciğer hastalıklarının da habercisi olabiliyor. Dildeki derin çatlaklar, harita dil ise bağırsaklardaki kolit ve tümöral hastalıklara işaret ediyor.

Bazı nedenler:

• Sistemik bozukluklar
• Beslenme noksanlığı
• Dudak açıklığı
• Dişlerdeki şekil bozukluğu
• Diş aralarındaki temas noktalarının eksikliği
• Çapraşık dişler
• Eksik dişler
• Fizyolojik diş aşınmalarının olmaması
• Irsi
• Diş taşları
• Gıda birikmeleri
• Kusurlu diş bakımı
• Ağız kuruluğu
• Diş dizisindeki bozukluklar
• Radyasyon
• Kötü alışkanlıklar( tırnak yeme, çekirdek yeme, pipo içme)

17 Mart 2010 Çarşamba

Diş Ağrısına Evde neler Yapabiliriz

Diş Ağrısına Evde neler Yapabiliriz


Dişimiz ağrıyorsa evde yapılabilecek en doğru şey ağrı kesici almaktır. Ardından en kısa sürede diş hekimine gitmektir. Eğer uykudan uyandıran bir ağrı var ise ve o an hekime gitmek mümkün değilse,ağrının sebebi kan basıncı ile ilgili olduğu için ve yattığımız zaman kan basıncı baş bölgesine doğru artığından dolayı bu durumu değiştirmek gerekir. Biraz belimizin üzerine doğrularak dik bir konuma gelmeliyiz. Mideye kanın inebileceği bir şekle gelmek faydalı olabilir.

Eğer yemek yedikten sonra oluşan bir ağrı varsa o zaman dişleri fırçalamak bir çare olabilir. Eğer sıcak soğuk hassasiyeti varsa bununla ilgili olarak yapılacak fazla bir şey yoktur. En doğrusu ılık şeylerle beslenip derhal hekime gitmektir. Bazı durumlarda yine kanal tedavisinin bir öncesi aşamasında sinirler iltihaplandığı için sıcaktan çok ciddi anlamda etkilenme olabilir. Bu durumda soğuk uygulayarak kesmek mümkün olabilir. Elimizde bir buz veya soğuk su acil durumlarda bir çare olabilir.

Diş ağrısında dişe aspirin, kolonya, alkol, vb koymak kimyasal yanık medyana getirirler. Bu maddeler konulduğu zaman belki dişin ağrısı azalabilir. Ancak sonrası için dişin sinirlerine zarar verilmiş olur. Alkol yine aynı şekilde kanı sulandırıp ağrının daha da artmasına sebep olacaktır. Yapılacak en iyi eylem ağrı kesici içmektir.

16 Mart 2010 Salı

Diş Dolgu Çeşitleri

Diş Dolgu Çeşitleri


Dolgu Çeşitleri: Herkes için aynı dolgu tipi uygun olmayabilir. Dolgu çeşitleri açısından dolgu malzemesi olarak kullanılan madde türleri önemlidir. Sizin için doğru dolgu tipini, çürüğün büyüklüğü , belirli maddelere karşı alerjiniz, dolgunun yapılması gereken yer ve maliyet belirleyecektir. Farklı malzeme tiplerine ilişkin hususlar:

Altın dolgular, laboratuarda sipariş üzerine yapılır ve yerine yapıştırılarak uygulanır. Altın inleyler, dişeti hastalıklarına karşı iyi toleransa sahiptir ve 20 yıldan fazla süre ile kullanılabilirler. Bu nedenlerden dolayı, birçok otorite, altını en iyi dolgu malzemesi olarak düşünmektedir. Bununla beraber, en pahalı seçimdir ve birden fazla seansta uygulanır.

Amalgam (gümüş) dolgular, aşınmaya karşı dirençlidir ve nispeten daha ucuzdur. Bununla beraber, koyu renklerinden dolayı, porselen veya diğer kompozit restorasyonlara göre daha fark edilir niteliktedir ve genellikle ön dişler gibi görünür bölgeler için uygun değildir.

Kompozit reçine, dişinizle aynı renktedir ve bu nedenle doğal görünüm istendiğinde kullanılır. Malzemeler karıştırılır ve doğrudan boşluğun içine yerleştirilerek burada sertleşmeye bırakılır. Kompozit, zamanla kırılıp aşınabileceğinden dolayı büyük dolgular için ideal bir malzeme olmayabilir.. Ayrıca, çay, kahve veya tütünden dolayı lekelenebilir ve diğer dolgu tipleri kadar uzun gitmezler, genel olarak üç ila 10 yıl kullanılabilirler.

İnley veya onley olarak anılan porselen dolgular, laboratuarda sipariş üzerine üretilir ve sonradan dişe yapıştırılır. Diş rengine uygun üretilebilir ve lekelenmeye karşı dirençlidir. Porselen restorasyon genel olarak dişin büyük bir bölümünü kaplar. Maliyeti altına yakındır.

Diş Dolgusu Dolgu Nedir

Diş Dolgusu Dolgu Nedir


Diş Dolgusu, çürüyen bir dişteki tüm çürük ve artıklar temizlendikten sonra ortaya çıkan boşluğun, o dişin normal formuna uygun olarak ve ağızda uzun süre problem yaratmadan durabileceği ispatlanmış bir madde ile restorasyonudur. Dolguların birçok çeşidi olup bu çeşitler dayanıklılık, estetik ve ücretleri olarak farklı şekillerde tercih edilebilirler.

Dolgu, çürük nedeniyle zarar görmüş bir dişe, normal fonksiyonunu ve görünümünü kazandırmanın bir yöntemidir. Diş hekiminiz size dolgu yaparken, önce çürümüş diş dokusunu uzaklaştırır. Etkilenen alanı temizler ve boşluğu dolgu malzemesi ile doldurur.

Bakterilerin girebilecekleri boşlukları dolgu ile kapatarak çürüğün ilerlemesini de engellenmeye çalışır. Dolgu için kullanılan malzemeler, altın, porselen, kompozit reçine (diş renginde dolgu) ve amalgamdır. (cıva gümüş, bakır, kalay ve bazen çinko alaşımı).

Estetik Diş Dolgu Maddeleri

Estetik Diş Dolgu Maddeleri


Estetik dolgular nasıl yapılır ? Estetik dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince Estetik dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. Bütün bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. Ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. Estetik dolguların ağızda kalma süresi de 7-10 yıldır ki bu süre amalgamın ömrüne yakındır. Ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir.

Estetik Dolgu Maddelerinde Avantaj ve dezavantajlar: Bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. Ayrıca bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini engeller. Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değişitirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

Estetik restorasyonlar sonrası hastalara uyarılar: Kompozitlerde de artık aynı seansda polisaj işlemi yapılabilmektedir. Ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağınp varsa gerekli düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır.

Bu mateyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte bu nedenle hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekmektedir.Özellikle fasial yüzde yapılan uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır. Bu öneriler geniş fasial yüz restorasyonlan için de geçerlidir

Diş beyazlatmak için kolay karışım

Diş beyazlatmak için kolay karışım

Dişlerinizi beyazlatmak için piyasada bir çok ürün mevcut. Zaten bazı diş tozları belli miktarda sodyum bikarbonat tozu içermekte.

Ancak yine de gerçekten etkili olan diş beyazlatma ürünleri son derece az, üstelik sodyum bikarbonatın kendisinden çok daha pahalı.

Islak bir diş fırçasına 1/4 çay kaşığı sodyum bikarbonat döküp dişlerinizi fırçalayın.

Bu uygulama dişlerinizde bir hassasiyet yaratabilir fakat içeriğinde peroksit bulunan ürünlerde de durum daha farklı değil.

Dişlerinizi her gün ya da iki günde bir sodyum bikarbonatla fırçalayın, kalan günlerde diş macunu kullanın.

Sakın ultra, mega, süper kokulu, tatlandırıcı ürünleri almayın, düşük fiyatta satılan bir ürün yeterlidir. Diş etlerine zarar vermekten kaçının ve diş fırçasını dişlerinize yavaşça uygulayın.

Doğal Ağız Gargarası

Doğal Ağız Gargarası

Bir çok ağız gargarası alkol içermektedir. Tehlikeli yan ürünleri kullanmak istemiyorsanız aşağıdaki tarifi uygulayabilirsiniz.

Yarım su bardağı suyun içine bir çay kaşığı sodyum bikarbonat koyarak karıştırın. Ardından bir-iki tutam deniz tuzu ilave edin.

Karışımın bir kısmı ile otuz saniye boyunca gargara yapın ve sonra ağzınızı çalkalayın. Böylece diş çürüklerine ve kötü ağız kokusuna neden olan bakterilerden kurtulmuş olacaksınız.

11 Mart 2010 Perşembe

Hamilelikte Diş Sağlığının Önemi Artıyor

Hamilelikte Diş Sağlığının Önemi Artıyor


Uzmanlar, hamilelerin diş eti iltihaplanmalarına yatkın olduğunu belirterek, anne olmayı planlayan kadınların gebe kalmadan önce mutlaka ağız ve diş kontrolünden geçmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.


Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Erhan Palamutçu, diş eti iltihaplanmalarının özellikle hamileleri normalden fazla oranda etkilediğini belirterek şu bilgileri verdi:
- Eğer dişler üzerinde biriken yiyecek artıkları tamamen temizlenmezse, ‘gingivitis' adlı basit dişeti iltihabı gelişir. Diş etleri şişer, kırmızı ve kanamalı bir hal alır. Bunu engellemek için etkili fırçalama ve diş ipi gerekir.


İlk üç Ay önemlidir
- Sık kusan gebelerde ağızdaki Asit seviyesi yüksek olduğu için dişlerde aşınma ve çürüme oranı artar. Bu da yine iyi bakımla önlenebilir. Kusmadan hemen sonra ağzı bol Su ile çalkalamak ve yarım Saat sonra diş fırçalamak uygundur.
- Gebeliğin ilk üç ayı bebeğin oluşumunun başladığı ve en hızlı gerçekleştiği evrelerdir. Bu dönemde mecbur kalmadıkça diş uygulaması yaptırmaktan kaçınmak gerekir. Bu yüzden gebelik öncesi kontrolden geçmediyseniz bile ilk üç aylık dönemde mutlaka diş hekimine görünmeniz gerekir.
Ağrı bebeğe zarar


- İlk üç aylık dönemde oluşabilecek sorunlarda, daha çok geçici tedaviler uygulanıp, kalıcı tedaviler 3 ile 6 ay arasındaki döneme veya gebelik sonrasına bırakılır.
- Düşük, erken doğum riski, aşırı korku, panik gibi faktörlerin elenmesi ile her dönemde diş çekilebilir, dolgu yapılabilir, Apse tedavi edilebilir. Çünkü ağrının yaptığı stres bebek için daha zararlı olabilir.

10 Mart 2010 Çarşamba

Diş Çürüğü Önleyici

Diş Çürüğü Önleyici

Çocukların dişleri erişkinlere göre daha çabuk çürüyor. Şeker, çikolata gibi ürünleri daha fazla tüketiyorlar ve dişlerinin bakımın da yetişkinler kadar dikkatli olamıyorlar. Çocukların süt dişlerinin yerine yenileri gelse bile bu durum onların diş sağlığı açısından önemli bir konu. Çağdaş Kışlaoğlu çocukların süt dişlerini ve diş çürümelerini yavaşlatmak adına yapılan Fissür Örtücü (Fissür sealant) tedavi yöntemini ve uygulama aşamalarını anlatıyor.

Süt dişleri ilk ne zaman görülür?

“Süt dişleri değişken olabilmekle beraber ortalama 6 aydan sonra genel olarak alt ön bölgeden başlayarak çıkar ve yine değişebilmekle beraber yaklaşık olarak 3 yaşında tamamlanır. Bu dönemde çocuğunuzun ağzında toplam 20 adet süt dişi alt ve üst çenede simetrik olarak yerleşir.”

Süt dişlerinin ağız sağlığı açısından önemi nedir?

Çocuklarda ağız ve diş hastalıkları tedavisinin koruyucu diş hekimliğinin temelini oluşturduğunu belirten Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, toplumumuzda yer edinen ’süt dişleri zaten değişecek o yüzden çürümesi ve çekilmesi önemli değildir’ inancının aslında tamamen yanlış olduğunu vurguladı.

“Süt dişleri doğumu takiben süren ve buluğ çağına kadar uzanan süreçte görev gören dişlerdir. Yapıları kalıcı dişlere göre biraz daha farklıdır. Çünkü vücudumuzda olan her şeyin bir görevi ve sistematiği olduğu gibi süt dişlerinin de vardır. Eğer süt dişleri zamanından erken çürür ve çekilirse yan dişler kayacak ve alttan gelen kalıcı dişlere yer olmayacağı için kalıcı dişler çapraşıklık oluşturarak ortodontik tedaviye ihtiyaç olacaktır. Eğer çekilmeyip kronik bir iltihap oluştururlarsa da hem alttan gelen kalıcı dişin kalsifikasyonu hem de çocuğun genel sağlığı etkilenecektir. Ayrıca süt dişlerinin alttan gelen kalıcı dişlere rehberliği söz konusudur.”

Çocukların dişleri neden çürüyor?

• Süt dişleri daimi dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürüğe daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.

• Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olduğunda fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.

• Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynlerinin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.

• Beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.

Çürük oluşumu tamamen engellenebilir mi?

“Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı ya da ilaç henüz geliştirilemedi, Ancak çürük sayısını azaltmaya yönelik malzemeler günümüzde kullanılmaktadır. Fissur örtücüler olarak adlandırılan tedavi yöntemi hastalara uygulanmaktadır.”

Fissür Örtücü (Fissür sealant) Nedir?

“Azı dişlerinin çiğneme yüzeyinde “Fissür” denilen küçük çukurcuklar vardır. Fissür örtücüler, arka dişler üzerindeki bu oluklara uygulanır. Beyaz ve şeffaf renkte olup sıvı şeklinde plastik esaslı maddelerdir. Diş minesine yapışarak çürük oluşumunu engeller ve akışkan bir kıvamı olduğu için diş oluklarına tamamen tutunur. Bu şekilde işlem diş yüzeyinde herhangi bir aşınma yapılmadan uygulanır.”

Kaç Yaş Grubundaki çocuklarda bu işlem uygulanabilir?

“Fissür Örtücü tedavi yöntemi 6 yaşından itibaren kalıcı azı ve küçük azı dişlerinde kullanılabilir. Özellikle daimi dişleri yeni çıkmış çocuklarda uygulanabilir.”

Fissür Örtücülerin çocukların ağız sağlığı açısından önemi nedir?

“Çocuklar erişkinlere göre diş sağlığı konusunda daha korumasızdırlar. Dişlerinde yemek yeme sonrasında oluşan artıklar çürük oluşumunda büyük etkendir. Dolayısıyla çocuklarda ve gençlerde çürük oluşumu daha sık görülür. Diş üzerinde herhangi bir aşındırma işlemi yapılmadığından ağrısız bir işlemdir ve çocuklarda bu tedavi yöntemi ile çürük oluşumu daha rahat yavaşlatılabilir. Daha sonraki kalıcı dişlerin sağlıklı oluşması içinde önemli bir tedavi yöntemidir.”

Fissür Örtücüler (Sealantlar) Çürüğü Nasıl Önler?

“Çocuklar dişlerin üzerindeki girinti ve çıkıntıları rahatlıkla temizleyemez. Yiyecek artıkları ve bakteriler de bu girintilere yerleşip dişlerin çürümesine sebep verir. Fissür örtücüler sıvı ve akışkan bir kıvamda oldukları için azı dişlerinin çiğneme yüzeyinde bulunan Fissür denilen küçük çukurların en derin noktasına kadar ulaşabilirler ve bu bölgeleri tıkayarak yiyecek artıkları ve bakterilerin yapışmasını engellemiş olurlar.”

Fissür Örtücüler zamanla aşınır mı? Korumak için neler yapılabilir?

“Fissür Örtücüler zaman içerisinde aşınabilir. Fakat yapılan araştırmalar uzun süreli diş yüzeyinde kalabildiğini ispatlamıştır. Sert gıdaların sıkça tüketilmesi(ceviz, fındık vb gibi ürünlerin dişle kırılması) diş gıcırdatması, sert malzemenden yapılmış oyuncak vb objelerin çocuklar tarafından ağza alınarak dişler ile sıkılması ya da ısırılması Fissür Örtücülerin daha çabuk kırılmasına ve dişler üzerinden düşmesine sebep olur. Fissür Örtücüler uygulama aşamasında diş minesine ne kadar kuvvetli bağlanırsa diş üzerindeki ömrü de o kadar uzun olur. Sealantlar uygulanırken çocuğun tedaviye olan uyumu da önemli bir faktördür. Fissür Örtücüler düştükten sonra bile uygulama yapılan dişler çürümeye karşı diğer dişlerden daha dirençlidirler. Eğer düştükten sonra 6 ay içerisinde tekrar uygulanırsa çürüğe karşı koruma da devam eder. Fissür örtücülerin diş sağlığı açısından çok büyük önem taşır. Fakat Bu uygulama yapıldıktan sonra da dişler düzenli fırçalanmalı ve rutin olarak çocuklar diş hekimi kontrollerine götürülmelidir.”